<center>Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin</center><?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>Doğanca Köyü Web Sitesi - Köşe Yazıları için özet akışı..</title><link>http://vizedoganca.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>vizedoganca@mynet.com</webMaster><copyright>Doğancanın Sessi Kulağı</copyright><language>tr-TR</language><item><title>GERÇEK KESİT (Bir bölüm)</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=37</link><description>GERÇEK KESİT27 Şubat 1986 Mardin/Burç. Yurdumuzun batısından, güneydoğusundaki bu köye dün, akşam karanlığında geldim. Burç Köy. Hakikaten son nokta… Kuş konar da kervan asla geçmez küçük bir dağ köyü. Çocukluğumdaki gibi gaz lambası ışığında köy muhtarı ile konuştuk. Eğitime önem veren, yaşının olgunluğunu hissettiren, zeki birine benziyor. 28 Şubat 1986. Bugün mesleğimde ilk günün heyecanını yaşadım. Artık gözüm gibi ilgileneceğim birinci sınıfta dört, ikinci sınıfta beş, üçüncü sınıfta altı, dört ve beşte dörder fidanım var. 9 Mart 1986 Burç. Köy muhtarı Fadıl Çelik her gece misafirim oluyor. Çay içip sohbet ediyoruz. Muhtarın askerlik anıları artık bitti sayılır. Sayılır diyorum; çünkü onbaşılıktan çavuşluğa nasıl yükseldiğini, komutanının adını soyadını artık ezberlemiş bulunuyorum.Köyün kuruluş hikâyesini, köyden göç edenlerin hangi şehirlere yerleştiklerini, gelenek göreneklerini, merak ettiğim her şeyi muhtardan öğreniyorum. Dağ eteğindeki bu orman köyünün nasıl ağaçsız kaldığı...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 10</category><pubDate>30.08.2010 14:09:52</pubDate></item><item><title> SİMİT</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=36</link><description>SİMİT İlkokul yıllarımda simit nedir bilmediğim için tadını da merak etmemiştim.Ortaokul yıllarında arkadaşlarımın elinde görüyordum.Bazı arkadaşlarımız paylaşmayı öğrenmiş olmalarından olsa gerek para vererek aldıkları simitlerini benimle paylaşmak istediklerini hatırlıyorum.Ben de alamadığım bir şeyi başkasından alarak tatmayı kabul edemediğimden teklifleri geri çeviriyordum. Bir ara okul ihtiyaçlarım için verilen paradan biriktirerek simit almayı kafama koymuştum.Simit almaya karar verdiğim gün okulun çevresinde simitçi göremedim.Öğlen çıkışında da alabilirim umuduyla okul çevresinde gezinirken hikaye kitapları satan dede dikkatimi çekti.Bir kaç öğrenci kitapları karıştırmaya ve fiyatlarını sormaya başlayınca cesaretimi toplayarak ben de yaklaşmıştım.Öğrenciler kitapları karıştırıyor,ellerine aldıkları kitapların fiyatlarını soruyor ve tekrar dedenin önündeki kartonun önüne fırlatır gibi atıyorlardı.Böylece ben de kitapların fiyatlarını öğrenmiş oluyordum.Bir öğrenci az yapraklı old...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 27</category><pubDate>30.08.2010 14:05:29</pubDate></item><item><title>HAZIR RAMAZANKEN</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=35</link><description>http://www.kadinhaberleri.net/index.php?ctgr_id=17627yazar_view=18688 Sana mı kaldı diye birisi çıkıp bozacak diye korkarak eklemiştim ama birkaç beğenen olmuş yazıyı, cesaret geldi buraya da ekliyorum; Bu yazdan geçtim; çalayım göle mayayı da belki seneye kurtarırım memleketi. Mevsim malumdu. Şimdi Ramazan diye ara verilse de yaz başında düğünler, sünnetler peş peşeydi. Katıldığım törenlerde gelenek görenek kisvesinde sergilenen bir görkem, bir ihtişamdı herkesin gücü yetti(rildi)ği kadar.Hazır Ramazanken, hazır kanaatten, nefsi örselemekten nasibimizi alacakken, hazır israftan, ziyandan kaçınacakken cesaret edip söylüyorum ki; hazır herkes bir şeylere çatıp dururken, ben de bıçağı yumuşak karnımıza sokup, acımasızca çevirttiriyorum ki; git gide biraz abartmıyor muyuz bu gösterişi, şatafatı. Diyeceksiniz her şey halloldu da iş ona mı kaldı? Deyin, yerine göre bu da mesele. Gerek kutlamalarda, gerekse sıradan günlerde her fırsatta, yerde, gökte, eşyada, kıyafette ve artık sofrada bile ...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 54</category><pubDate>28.08.2010 04:53:11</pubDate></item><item><title>ŞEKERLİK</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=34</link><description>Siteye not: Sizlere zaman zaman aktardıklarımdan;Çocuklar!.. Hem tatlılar, hem yaramazlar; olmazsa olmazlar, iyi ki de varlar.İş arkadaşımın iki yaşındaki şirin oğlu, ileride bebeklik anılarını yazmak isterse, benden şöyle bahsedecektir eminim: “Ben, tombikliğimden nefes nefese kalan annemin kucağında yukarı doğru çıkarken, o da kapı çarpmasının ardından takır takır inmeye başlardı merdivenleri. O, her sabah üçüncü katta burun buruna geldiğimiz, annemle uzatmalı dakikalarımın erken katili ‘canavar kadın’. “ Çünkü servise yetişme telaşında olan annesi, komşu bakıcı teyzesinin kapısından içeri girmemek için direnen inatçı yaramaza karşı beni korkutucu olarak kullanıyor. Her sabah kaşımı çatıp aynı cümleyi söylüyorum. Hımm! Çabuk içeri gir Deniz çabuk, işe geç kalıyoruz! ***** Bebekler Türkçede önce “Yapma!” kelimesinin anlamını öğrenirlermiş. Dolayısıyla da “-ma” olumsuzluk ekini demek ki. Hiç işlerine gelmiyor çünkü. Yine aynı tontiş Deniz, annesinin bacaklarına sarılmış yalvarıyor bira...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 32</category><pubDate>11.08.2010 17:18:44</pubDate></item><item><title>HER YÖNE UCUZ SMS ÇILGINLIĞI</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=33</link><description>http://www.kadinhaberleri.net/index.php?ctgr_id=17627yazar_view=18230 HER YÖNE UCUZ SMS ÇILGINLIĞIYeterince okumuyorlar diye dövünüp dursak da kendilerinin tabiriyle “accayip yazan” bir nesil geliyor geriden. Öyle böyle değil, tarife tarife; paket paket. Her yöne günde bilmem kaçyüz tane hesabıyla. Kalemin, klavyenin değil, cep telefonu tuşları üzerinde, başparmak uçlarının marifetiyle hızlı bir yazarlık bu. Gençlik buna doğuştan yetenekli sanki. Tercihleri konuşmaktan değil, ucuz mesajlaşmaktan yana. Ben oldum olası beceremedim iki mesaj atmayı. Bayramda, kandilde topluca bir kutlama mesajı göndereyim desem; orta yerinde bir yanlış tuşa basmamla, yarım yamalak gider tüm rehbere. Geçenlerde doğumgünüm sebebiyle hattım bir haftalığına beşbin sms hediye etmiş bana. Şaka gibi. Tilkinin leyleğe ikramı gibi. Yeme, içme, mesaj çek. Hafta demese bir ömür yeter, artardı bana. Büyük kızım dershanedir, kurstur bir yerlere kendi başına gitmeye başlayınca, haliyle aklımız kalmasın diye evde atıl d...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 42</category><pubDate>15.07.2010 16:12:03</pubDate></item><item><title>HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU?</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=32</link><description>http://www.kadinhaberleri.com/index.php?ctgr_id=17627yazar_view=18153...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 38</category><pubDate>06.07.2010 17:50:07</pubDate></item><item><title>KÖYÜMÜZÜN TARİHİ</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=31</link><description>vveeraquo; KÖYÜMÜZÜN GERÇEK TARİHİKIRKLARELİ İLİ VİZE İLÇESİ DOĞANCA KÖYÜ TARİHİ Bulgaristan'dan (Becenova) gelen yedi aile köyün yerini beğenerek 1896 yılında yerleşmişlerdir.Adına da DOĞANCA demişlerdir. (Köyümüzün kurulduğu ilk gün doğduğu bilinen HANİFE ATASOY'un nüfus kağıdında da 1896 yılı yazılıdır.)Birinci Balkan Harbi sırasında köyün aynı adla anıldığı, Mahmut Muhtar Paşa'nın Balkan Harbi kitabından anlaşılmaktadır. Komutan çadırının da bir süre Doğanca'da kurulu olduğu belirtilmektedir. Civar köylerin düşman eline geçtiği ve yakıldığı açıklanmaktadır. 1935 yılında Bulgaristan'ın Eskicuma, Osmanpazar, Şumnu gibi yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda bırakılan ailelerin yerleştirilmesiyle ikinci bir mahalle oluşturulmuştur.1941,1951,1978 yıllarında da Bulgaristan'dan göç ettirilen ailelerin yerleşmesiyle köyün kuruluşu tamamlanmıştır. Köyün ilçe merkezine uzaklığı 15 km. il merkezine uzaklığı ise 61 km'dir.Birinci Balkan Savaşı'nda köyümüz ve çevre köylerde neler yaşanmıştır.M...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 36</category><pubDate>30.06.2010 00:53:46</pubDate></item><item><title>IHLAMUR ÇİÇEKLERİ</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=30</link><description>http://www.kadinhaberleri.com/index.php?ctgr_id=17627yazar_view=18073...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 58</category><pubDate>28.06.2010 20:37:14</pubDate></item><item><title>CAN YOLDAŞI</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=29</link><description>http://www.kadinhaberleri.com/index.php?ctgr_id=17627yazar_view=17994...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 93</category><pubDate>21.06.2010 09:50:47</pubDate></item><item><title>MÜHİM BİR GÖZ KUSURU</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=28</link><description>http://www.kadinhaberleri.net/index.php http://www.kadinhaberleri.net/index.php?ctgr_id=17627yazar_view=17916...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 71</category><pubDate>13.06.2010 16:16:18</pubDate></item><item><title>GERÇEK AŞK KENDİNİ SEVMEK</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=27</link><description>GERÇEK AŞK KENDİNİ SEVMEK Gerçek bir aşk hikâyesidir kendini sevmek. Başkalarını sevmek romanının başlangıcı. Suya atılan taşın etrafında yayılan dalgalar gibi, sevgi de önce kendi etrafımızı sarmalı. Bir yerlere çarpıp bize geri dönmeli. Başkalarının bizi sevmesi, aslında kendimizi sevmenin geri yansıması.Sudaki aksine hayran olan nergis gibi beğenmek değil kendini sevmek. Beğenmek bencilcedir. Öze ilişkindir sevmek, kalp işidir; beğenmek gibi gözün işi değil. Beğendiği yanları olacağı gibi beğenmediği yanları da olabilir kişinin. Kusurlarını tanıyarak kabullenmektir kendini sevmek. Kendini sevmek, kendine yetmektir. Yetmemek duygusuyla beklentiye girer insan. Beklentiler üzerine kuruluysa ilişkiler, beklentilerin karşılık bulamadığı yerde tıkanır. Beni mutlu etsin, beni güldürsün, beni yedirsin, beni giydirsin, beni gezdirsin, çok sevsin beni... Çünkü eksiğim, yetersizim, değersizim işte! Tamamlasın beni, kıymetlendirsin… mi? Hayır! Kendimize verebileceğimiz en güzel hediye, kendimiz...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 53</category><pubDate>04.06.2010 21:00:03</pubDate></item><item><title>BİZİM DE İŞİMİZ OLMAZ GERÇİ!</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=26</link><description>Geçen hafta gündemin pek hareketli olduğu bir akşam, sofra toplamak gibi asli görevlerle uğraşırken ana haber bültenin ciddi bölümünü kaçırmış, kalmışım magazin haberlerine. Bari iyice bir kanal bulayım da kalanla idare edeyim diye zaplayıp dururken, sevimli bir sahne ilişiyor gözüme. Elini beline dayamış bir Roman hatun, kâh camdan, kâh kapıdan başını uzatıp, avaz avaz bağırıyor bir grup polise: “A be olmaz bizim işimiz tozla, zehirle. Biz gideriz ayda bir Ankara’ya, Bursa’ya; cebe dalarız, camdan gireriz, vururuz vurgunu gelir yeriz evimizde krallar gibi. Bizim uyuşturucuyla işimiz olmaz, bulaşmayız biz ööle kanunsuz (!) işlere. Gidin başka yerde arayın siz onu!.. Ağzım kulaklarıma varırken, hatırlıyorum bunu bir yerden. Bir söz, 18. yüzyılda söylenecek de bugün muhatabınca bu kadar mı bire bir oynanacak ve ben bir kez daha mı hayret edeceğim ki eskiler nasıl da bilip bilip söylermişler. Koca Ragıp Paşa derler, nükteli sözleriyle ünlü bir edip,“Merd-i kıpti şecaatin arz ederken sirka...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 59</category><pubDate>25.05.2010 16:57:41</pubDate></item><item><title>ANNELER GÜNÜ </title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=25</link><description>ANNELER GÜNÜ İşte, gelen yine bir Anneler Günü! O güzeller için her türlü bahane değer. Hazır mı hediyeniz? Benimki günler önceden belli. Sen, siyah-beyaz birşey giy en iyisi dedi, yakışıyor sana. Gelinin? dedim. Ona hangi rengi ayırdın? Onun rengi belli; gözlerine uydursun yeter, dedi..Gülümsedi, güzeldi gelini, severdi... Can gariplik mi bilir? Hasta yatağında konuşulacak şeyler değildi. Ah! Keşke bu olsaydı dert, dayıoğlunun düğününe yetişecek kıyafet. Beni boşver, seni gelinlerden alâ donatmaz mıydım? Gelin... Ne kadar neşeliydi rahmetli dedem dün gece rüyamda. Arabalar tutmuş, gelin almaya gidiyormuş. Bir gelini olacakmış halâ dedemin... Hayır olsun inşaallah. Sordu; “O zamana kadar çıkar mıyız buradan? İyileşir miyim ben?” Elbet iyileşecekti, en fazlası bir kılcal damar kanaması beyinde, tansiyondan. “Çıkarız inşaallah” dedim. “Yaşlandıkça anneannen gibi olacağım bak, böyle tansiyonum yükselip duracak.” dedi. Filmdi, tahlildi derken, hırpalanmıştı iki günde. Olsun, kızı ayrılmamı...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 73</category><pubDate>08.05.2010 18:26:22</pubDate></item><item><title>XL GENÇLİK</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=23</link><description>İyi Pazarlar, Bu Pazar birkaç saat fazla uyumak, yahut tumturaklı bir kahvaltı hazırlığına girişmek pazarı değildi benim için. Maaile başında oturulası, ballı, kaymaklı, gözlemeli, bazlamalı, hani öğle yemeğine gerek bırakmayacak uzun uzadıya bir keyif sofrasına hiiiç vakit yoktu. Sabahın erkeninde uyanıp işe gitme pazarıydı bu. Evden çıkma telaşı arasında serde annelik varken, üstüme vazife işler de yok değildi. “Köpekler ana olmasın” derdi rahmetli babaannem”; kızlar üşenir de ısıtmazsa buz gibi içmesinler diye sütü, rahat sürülsün diye tereyağını dolaptan çıkarmayı, iki yumurtayı haşlayıp tezgah üzerinde ılınmaya bırakmayı ihmal etmedim. YGS pazarı olduğunu da hatırlayıp bir an önce attım kendimi dışarıya ki kalabalığa yakalanmayayım, daha otobüs bekleyeceğim. Vardığımda kampüs durağı yeni yeni hareketleniyordu. Bekleşen gençlere bakılırsa öyle birkaç dakika ile otobüs kaçırmışlığım da yoktu üzüleyim. İlkbahar sabahında dışarısı ne harikaydı. İşe gitmek olmasa, geceden tazelenmiş be...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 70</category><pubDate>11.04.2010 21:00:29</pubDate></item><item><title>GERÇEK KESİT</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=21</link><description>GERÇEK KESİT27 Şubat 1986 Mardin/Burç. Yurdumuzun batısından, güneydoğusundaki bu köye dün, akşam karanlığında geldim. Burç Köy. Hakikaten son nokta… Kuş konar da kervan asla geçmez küçük bir dağ köyü. Çocukluğumdaki gibi gaz lambası ışığında köy muhtarı ile konuştuk. Eğitime önem veren, yaşının olgunluğunu hissettiren, zeki birine benziyor. 28 Şubat 1986. Bugün mesleğimde ilk günün heyecanını yaşadım. Artık gözüm gibi ilgileneceğim birinci sınıfta dört, ikinci sınıfta beş, üçüncü sınıfta altı, dört ve beşte dörder fidanım var. 9 Mart 1986 Burç. Köy muhtarı Fadıl Çelik her gece misafirim oluyor. Çay içip sohbet ediyoruz. Muhtarın askerlik anıları artık bitti sayılır. Sayılır diyorum; çünkü onbaşılıktan çavuşluğa nasıl yükseldiğini, komutanının adını soyadını artık ezberlemiş bulunuyorum.Köyün kuruluş hikâyesini, köyden göç edenlerin hangi şehirlere yerleştiklerini, gelenek göreneklerini, merak ettiğim her şeyi muhtardan öğreniyorum. Dağ eteğindeki bu orman köyünün nasıl ağaçsız kaldığı...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 135</category><pubDate>11.04.2010 20:23:12</pubDate></item><item><title>Kim Olmak</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=16</link><description>Nev’iyâ lâzım değil olmak filân ibn-i filânMa’rifet kesb eyle tâ bir âdem ol âdem gibi(Filanın veya filanın oğlu olmak hüner değil.Faydalı ilim öğren, öğrendiklerine uygun yaşa;bunu da gösterişsiz ve yalnız Allah için yap ki;adam gibi adam olasın.) Yukarıdaki beyit Şair Nevi’ye ait olup hikmeti şu manayı taşır: Kimin oğlu veya kızı olduğun değil, kim olduğun önemli; kim olduğun da (yani iyi mi yoksa kötü mü olacağın, kiminle olduğuna bağlıdır. Karganın dostu kargadır, bülbülünki bülbül. Kötü insanlarla düşüp kalkarak, iyi insan olmak zor değil, imkânsızdır. Kiminle olmanın önemliliğini olumsuz bir bakışla kendini hiçe saymak olarak değerlendirmek mümkün. İnsanız,ne kadar uğraşsak var bir kendimizi beğenmişlik yanımız. Hani bizim köyün bir sözü var; insan kendini beğenmese kuyuya atarmış o misal. Elbet bizim de yanımızdakilere az çok bir faydamız olacaktır. Hep “kim” olacak olan başkaları değil ya. Çabamız iyi bir “kimse” olmak yönünde ise kendini sıfırlamaya razı gelmiyor insan.Hal böy...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 115</category><pubDate>13.02.2010 18:54:48</pubDate></item><item><title>ANAM İÇİN</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=15</link><description>ANAM İÇİNAdem amca evlendikten kısa bir süre sonra askere alınmış. Memleket,eş hasreti iyice kendisini hissettirdiği günlerde askeri birlikleri tatbikat için İstanbul'dan Kırklareli'ne doğru yola çıkarılmış. Yürünülen yola yakın köylerden olan askerler uygun ortam buldukları an köylerine kaçıyorlarmış. Vize'den yaya olarak yürütülen askerlerin yavaş yol almalarını fırsat bilen Adem Amca da birliğinden hızla ayrılıp köyün yolunu tutmuş. Amacı -Kırklareli-Şeytan dere- tatbikat alanında birliğine kimse görmeden katılmakmış. Köyde bir gece kalıp, planladığı gibi -Şeytan dere-mevkiinde asker arkadaşlarının arasına katılmış. Askerlikten firar ettiği anlaşılmış. Firar edenler tek sıra dizildikten sonra tüm askerlerin saygı gösterdiği babacan komutan gelmiş. Komutan ceza vermeden önce erlere niçin firar ettiklerini tek tek sormaya başlamış.Herkes kendine göre bir bahane bildiriyor,ancak cezadan kurtulamıyormuş. Sıra Adem Amca'ya geldiğinde komutan gözlerinden ateş çakarcasına bakarak:---Senin ...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 127</category><pubDate>07.02.2010 01:00:02</pubDate></item><item><title>Bizim Fakir Gönülhane</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=14</link><description> Hoş geldin güzel insan, bizim fakir gönülhaneye. Kusura bakma etraf biraz tozlanmış, biraz dağılmış, kırılıp dökülmüş her şey ama hemen temizlerim senin için.Uzun zamandır gelip giden yoktu buraya.. Son tarumar edilişinden beri ben de pek gelmedim. Hem dostlar aldırmazmış böyle şeylere.Gel! Gel otur şöyle! Burası özel dostlar için, orayı ancak sen görebileceğinden başkası kırıp dökemez ve kirletemez Orası dost makamıdır, ancak senin tasarrufundadır ve istemedikçe de kimse seni oradan çıkaramaz..Sahi! Ne ikram edeyim sana? Aslında sana layık pek bir şey kalmış olmasa da; yıllanmış özlemlerimin yanında, üzerine sevgi kırıntıları ekilmiş sıcak bir yürek çorbası içmeye ne dersin? Hem de biraz sohbet ederiz, kim bilir belki arka bahçede yetiştirdiğim nadide güllerimi gösteririm sana. Çok defa fırtına ve ayazlara maruz kalsalar da hala yaşayanlar da var elbet. Onları her gece göz yaşlarımla suluyorum ve çile ile gübreliyorum. Bak! Bir tane de senin için ekelim şuraya. Şu kar beyazı olanlard...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 58</category><pubDate>06.02.2010 22:46:49</pubDate></item><item><title>Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=13</link><description>Çocukluğuma dönebilseydim,kısacası bilgsayarlar gibi tüm bildiklerim, öğrendiklerim, yaşadıklarım silinebilseydi neleri yapar,neleri yapmazdım? Neleri tekrar yapar ya da yaşamak isterdim? Sorularının cevabını veren bir yazı yazmayı düşünmüştüm.Şimdilik bu konu ile ilgili yazımı yazmayacağım.Çünkü bir yabancı yazar yazmış.İlerideki bir tarihte belki ben de duygu ve düşüncelerimi açıklarım.Şimdi aşağıdaki yazıyı isterseniz okuyabilirsiniz. Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama, İkincisinde daha çok hata yapardım, Kusursuz olmaya çalışmaz ,sırtüstü yatardım, Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi ciddiyetle yapardım, Temizlik sorun olmazdı aslında, Daha çok riske girerdim, Seyehat ederdim daha fazla Daha çok güneş doğuşu izler. Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim birçok yere giderdim. Dondurma yerdim daha fazla ve daha az bezelye Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben Yeniden başl...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 120</category><pubDate>18.01.2010 20:36:56</pubDate></item><item><title>Nasıl Bakıyorsak</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=12</link><description>Nasıl bakıyorsak, öyle yaşıyoruz hayatı...Bir varmış bir yokmuş,kadın sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş. Hımm, demiş galiba bugün saçımı örgü yapacağım!!.Öyle de yapmış, günü de harika geçmiş!!. Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış, Kafasında iki tel saç kalmışmış.... H-M-M, demiş, Bugün saçımı ikiye ayıracağım demiş. Dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş.. Bir ertesi gün yine kalkmış, aynaya bakmış, kafasında tek tel saç var. Tamam, tamam demiş... artık bugün at kuyruğu yaparım... Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş... Daha bir ertesi gün aynaya baktığında, Kafasında bir tek tel bile kalmamışmış!!!. WoW! diye bağırmış. Bugün saç derdim yok!!!! Bakış açısı herşeydir!!!. Gerektiğinden kibar ol!!!, Tanıdığın herkes kendi savaşını yaşamakta zaten!!!!. Basit yaşa, cömertçe sev, yürekten düşün sevdiklerini, Tatlı konuş.. Yaşamak için mükemmel günü bekliyorsak daha çook bekleriz. Günün içindeki küçük güzelliklerden yakalamak gerek hayatı. Bu d...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 119</category><pubDate>24.12.2009 10:08:19</pubDate></item><item><title>YİNE GELMEYENLERE</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=11</link><description>Ey Sevgili Hemşerim, Sitemize girmek tehlikeli ve yasaktır, dolaşmayın buralarda... Niye mi? Öyle işte, var bir bildiğimiz. Girmeyin diyorsak girmeyin, girin dedik de girdiniz mi ayrıca. “Sitemize hooşşş geldinizzz!” yazdık kocaman; geldiniz mi, hoşlandınız mı bakalım? Aman pek hoş bulduk dediniz mi? Kimin haberi oldu? Geldiyseniz de öyle sessiz sedasız geçiverdiniz kenardan. Neme lazım siz yine öyle yapın. Niye şimdi durduk yerde gelip ey ahali yahu ben de bu köydenim tanıdınız mı bildiniz mi bakalım diyeceksiniz de karşıdan bir bilen çıkacak Allah muhafaza. Bilen bilsin canım bilmeyenlere reklam etmeye ne gerek var şimdi kendinizi. Oradan biri tanış çıkacak, sevinecek, hatırlayacak belki sizi, soracak halinizi hatırınızı, şimdi ne gerek var başınıza sarmaya; saklanın saklanın kimse görmesin. Varmışsınız, yaşıyormuşsunuz bir yerlerde, sizin de kalbiniz bu köyde birileri için atıyormuş, severmişsiniz üstelik köyünüzü, köylünüzü kime ne? Siz de bilirmişsiniz toprağını, taşını ve dahi aş...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 142</category><pubDate>19.12.2009 19:55:46</pubDate></item><item><title>BALIK AVI</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=10</link><description>Köyümüzden Cumhur ve Maksut'un öncülük ettiği kişiler için balık avcılığı büyük bir zevk olmuştur.Köyümüz çevresindeki göletlerde balık avcılığını sürdürmektedirler.Maksut Akyol geçen yıl yerel gazetelere tuttuğu balığın büyüklüğü ile ilgili haber olmuştu.Balık tutma sanatı ile ilgili bilgi yüklü olan bu kardeşlerimiz avcılık tutkularını sürdürmeye kararlı olduklarını her fırsatta dile getirmektedir.Tuttukları balıkları videoya da almaktadırlar.Cumhur,yukarıdaki fotoğraftatuttuğu bir balığı göstermektedir....</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 78</category><pubDate>30.11.2009 20:51:16</pubDate></item><item><title>YENİ GELENLERE</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=3</link><description>Efendim merhabalar, Bizler ilkin, işsiz, güçsüz, vakti zebil üç-beş hemşehri,memleket hasretiyle dolanıp dururken nette, civarda buluşuverdik bir zaman. Malumunuz, önayak olanı hep öğretmenidir bir köyün; bizde de öyle oldu. Fahreddin Ekim Hocamızın “Neden olmasın?” hayali bizim için köyümüze açılan bir pencere olan sitemize dönüştü. Bir hayâl ile başlayan tüm güzel işler gibi. Baktık gerçek oluyor hayâl, yetmedi rüyasını gördük. Dört başı mamur, çeşmeli, asfaltlı ve temiz ve bakımlı bir köyün işli-güçlü, mutlu, güzel ve mağrur insanlarını gördük. Rüya hoşumuza gitti sürdürdük.Ahaliyi aşina, mekânı rahat bulunca; gayribir lvveeucirc;gat paralamalar bizde, bir hariçten gazel okumalar, bir çok bilmelerle enikonu ahkamkeser olduk. Artık, biz söyler biz mi dinleriz? Yoksa kulaklara küpe, köye yol, kurnalara su olur mu bilinmez. Peynir gemilerini tam yol yürütürken karada; saksıda fesleğen mi yetiştiririz, bağlıkta bostan mı? Karadere’ye yulaf mı ekeriz, dereboyunda domates mi yetiştiririz?...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 125</category><pubDate>23.10.2009 20:10:05</pubDate></item><item><title>KÖYÜMÜZÜN TARİHİ</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=2</link><description> DOĞANCA KÖYÜ TARİHİDOĞANCA KÖYÜvveeraquo; KÖYÜMÜZÜN GERÇEK TARİHİKIRKLARELİ İLİ VİZE İLÇESİ DOĞANCA KÖYÜ TARİHİ Bulgaristan'dan (Becenova) gelen yedi aile köyün yerini beğenerek 1896 yılında yerleşmişlerdir.Adına da DOĞANCA demişlerdir. (Köyümüzün kurulduğu ilk gün doğduğu bilinen HANİFE ATASOY'un nüfus kağıdında da 1896 yılı yazılıdır.)Birinci Balkan Harbi sırasında köyün aynı adla anıldığı, Mahmut Muhtar Paşa'nın Balkan Harbi kitabından anlaşılmaktadır. Komutan çadırının da bir süre Doğanca'da kurulu olduğu belirtilmektedir. Civar köylerin düşman eline geçtiği ve yakıldığı açıklanmaktadır. 1935 yılında Bulgaristan'ın Eskicuma, Osmanpazar, Şumnu gibi yerleşim yerlerinden göç etmek zorunda bırakılan ailelerin yerleştirilmesiyle ikinci bir mahalle oluşturulmuştur.1941,1951,1978 yıllarında da Bulgaristan'dan göç ettirilen ailelerin yerleşmesiyle köyün kuruluşu tamamlanmıştır. Köyün ilçe merkezine uzaklığı 15 km. il merkezine uzaklığı ise 61 km'dir.Birinci Balkan Savaşı'nda köyümüz ve çe...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 130</category><pubDate>17.10.2009 23:41:53</pubDate></item><item><title>Merhaba</title><link>http://vizedoganca.com/KoseYazi.asp?kose=goster&amp;kosene=1</link><description>Köyümüzün ilk Öğretmeni Hamdi Günay, 1946 yılında hazırladığı Köy İncelemesi yazısında şöyle demektedir:-Köy 158 hane, 322 kadın 333 erkek olmak üzere 655 nüfusludur. Köyün nüfusu 2000 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 612dir.Aşağıdaki bilgiler Cengiz Yılmaz tarafından yazılmıştır.Kendisine www.vizedoganca.com olarak teşekkür ederiz.Fahreddin Ekim Kayıt: 29.01.2007İletiler: 11Şehir: KIRKLARELİ Tarih: Cum Mar 30, 2007 3:31 pm İleti konusu: KÖYÜMÜZÜN GENEL BİR ANALİZİ________________________________________1-Nüfus sayısı :521 (38'i dışarda)2-Hane sayısı :2163-Boş konut sayısı :854-Erkek sayısı :2715-Kadın sayısı :2506-Emekli sayısı :977-Özürlü sayısı :148-Okur yazar olmayan kişi sayısı :309-Okur yazar :1210-İlkokul mezunu :34011-İlköğr. mezunu :1012-İlköğr. öğr. sayısı :3313-Lise mezunu :2914-Lise öğr. sayısı :1115-Orta okul mezunu :516-Üniversite mezunu :1417-Üniversite öğr. sayısı :1518-7 yaş altı çocuk sayısı :2219-Şuan ki asker sayısı :220-Dışarıda bulunan çalışan sayısı :2321- öğ...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 96</category><pubDate>15.10.2009 15:24:19</pubDate></item></channel></rss>