<center>Sistem Tarayıcınızı Tanıyamadı Sitede Sorun Yaşayabilirsiniz!!! Lütfen Bu Durumu Site Yönetimine Bildirin</center><?xml version="1.0" encoding="windows-1254"?><rss version="2.0"><channel><title>Doğanca Köyü Web Sitesi - Forum konuları için özet akışı..</title><link>http://vizedoganca.com</link><description>abone konusu eklenir</description><webMaster>vizedoganca@mynet.com</webMaster><copyright>Doğancanın Sessi Kulağı</copyright><language>tr-TR</language><item><title>KIRK YAŞINDASIN</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2683</link><description>Kırk Yaşındasın İşte bir yaşındasın, Beni Sa’d yurdundasın Sana süt anne olmadı kadınlar Bu yüzden dargın bulutlar Bir damla yağmur indirmiyor Kıtlık hüküm sürüyor Beni Sa’d yurdunda Minicik bir bulut var gökyüzünde Sana âşık... Ayrılmıyor başucundan Ve insanlar yağmur duasında... Hz. Halime kucağına alıyor seni Yeryüzünde bir gölgelik... Seni güneşten korumak için Oysa minicik bulut gökyüzünde Sana meftun, sana kilitli... Ve dua eden rahibin kucağındasın Dünyalar güzeli gözlerine bakıyor rahip Kıtlığı da unutuyor, yağmuru da, duayı da Ama sen unutmuyorsun Uğruna canlarımız feda o gözlerinlegökyüzüne bakıyorsun O minicik bulut ilişiyor bakışlarına Büyüyor, büyüyor... Sonra nazlı, nazlı yağmur damlaları iniyor buluttan Fakat çoğusu bilmiyor yağmurun gelişsebebini Çoğusu bilmiyor seni...Altı yaşındasın Medine-i münevvere yolundasın Yanında aziz annen ve Ümmü Eymen Yetimliğini hissediyorsun babakabristanında Sonra yolda, Ebva’da öksüzlük karşılıyor seni Mekke’ye annesiz giriyorsun Abdulmu...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 33</category><pubDate>29.08.2010 11:52:49</pubDate></item><item><title>DİŞ KİRASI</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2682</link><description> Diş kirası Mahmutpaşa ismini (Eminönü bölgesindeki ticaret merkezi bir semt) diye hatırlarız. Mahmut Paşa ise Fatih Sultan Mehmed Hân dönemi sadrazamlarından biridir ki; cömertliği, hayırseverliği, fakirlere yardım etmekten zevk almasıyla tarihimize geçmiştir. Hele ramazan ayı geldiğinde paşa, kesenin ağzını öyle açar ki verdiği iftar ziyafetleri dillere destan olur... Birçok ihsanın haricinde, bir hediyesi daha var ki çok ünlüdür. Her ziyafette mutlaka bol nohutlu pilav da ikram edilir. Misafirler pilava aşkla, şevkle kaşığı daldırırlar. Bu hevesin nedeni ise şudur: Mahmut Paşa, pilava katılan nohutların arasına, aynen nohut şekli verilmiş altınlar da karıştırır... “Kısmetinde olanın kaşığına çıkar” atasözü ta o zamandan beri söylenmektedir. * İkramı sevenlerimiz elbette Mahmut Paşa’yla sınırlı değil. Eski ramazan iftarlarından kalma bir âdet var ki, çoğu zenginimiz de buna uyar. Güzelce ağırlanan misafirler davet sahibine veda ederlerken, kendilerine bir miktar para veya değerli eşy...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 26</category><pubDate>29.08.2010 11:41:29</pubDate></item><item><title>ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2681</link><description> ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ 1 – BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ 2 – DAHA GENCİZ. 3 – ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR. 4 – ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ. 5 – EMEKLİ OLDUKTAN SONRA. 6 – ZAMAN SİZE DEĞİL SİZ ZAMANA UYUN. 7 – BİR ŞEY OLMAZ Allah(C.C) AFFEDER. 8 – BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN. 9 – FAZLA DÜŞÜNME KAFAYI YERSİN. 10 – CEHENDEMDE BİR SÜRE YandIKTAN SONRA CENNNETE GİRMEYECEKMİYİZ. (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayana biliyormuş gibi) 11 – BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK. 12 – AMAN HA DİKKAT BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR. ALINTI ...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 35</category><pubDate>27.08.2010 23:19:46</pubDate></item><item><title>Arnavut Ciğeri</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2675</link><description> Link to Arnavut Ciğeri' href='http://www.oynaogrenegitimi.com/vizelim/?p=1002' rel='bookmark'>Arnavut Ciğeri Arnavut Ciğeri, Trakya mutfağından çok sevilen bir lezzettir. Trakya’nın birçok yerinde ev mutfaklarında ve esnaf lokantalarında yapımı yaygındır. Kızartırken ciğeri kurutmadan yumuşacık pişirmek işin maharet isteyen kısmıdır. Bunun için yağın kızgın ve derin olmasına özen gösterin. Ayrıca arnavut ciğerinin tuzunu kızartma işleminden sonra ekleyin. Aksi halde içi yumuşak ciğerler elde edemezsiniz. Küp kızartılmış patates ve birkaç parçaya bölünmüş hafif diri olarak kızartılmış sivri biberlerle birlikte, sumak ve maydonozla harmanlanmış soğan yatağında servis edilir. Malzemeler : * Yarım kg kuşbaşı doğranmış kuzu veya dana ciğeri * 2 sivri biber * 2 orta boy patates * 1 Kuru soğan * 5-6 dal maydonoz * Sumak * Un, tuz * Kızartmak için sıvı yağ Not : Arnavut ciğeri için öncelikle kuzu ciğeri tercih edilse de, dana ciğeri ile de yapılabilir. Kuzu ciğeri daha yumuşak olur fakat bazı...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 53</category><pubDate>26.08.2010 16:53:45</pubDate></item><item><title>Ayağında Kundura...</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2673</link><description> Ayağında kundura Erkekler ayakkabılar gibidir;-Markalısından ziyade gerçekten kalitelisini almak önemlidir. -İkisinin de dış görünüşü aldatıcı olabilir. Denenmeden tam olarak bilinemez.On(this);' originalheight='90' originalwidth='90' /> - İkisi de özen, bakım, bazen de ‘fırça’ ister... - İkisinin de mükemmeli yoktur, günahlarıyla sevaplarıyla kabul edersiniz. - Her ikisi de ilk zamanki parlaklığını çabuk kaybeder. - İkisi de eğer doğru seçilmişse sizi çok mutlu eder, yanlış seçilmişlerse “acı” çektirirler. - Her ikisinde de kolay bağlanan türler mevcuttur. Bazıları için ise ‘gemici düğümü’ şarttır...On(this);' originalheight='90' originalwidth='90' /> -İkisi de yanlış seçildiklerinde ‘vurabilir’. Cana tak deyince, ikisi de kalıba gönderilir. Kimisi ayarını bulur döner, kimisi sonsuza dek yontulmak üzere kalıpta bırakılır. -Nedense ikisi de vitrinde daha hoştur...On(this);' originalheight='90' originalwidth='90' /> -İkisi de öyle kaba, hor kullanılmaya gelmez. Ne kadar dayanıklı ve ka...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 37</category><pubDate>26.08.2010 11:58:08</pubDate></item><item><title>SİVRİ SİNEKLE MÜCADELE İÇİN</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2671</link><description>İstanbul'da sivrisineklerin kökünü balıklar kuruttu script:void(0);'> Türkiye'de ilk kez uygulanan 'organik mücadele yöntemi' ile İstanbul'daki sivrisinek sayısı bu yaz önemli ölçüde azaldı. Şehirdeki çeşitli kanal ve su birikintilerine bırakılan 251 bin adet 'Gambusia balığı' larvaları yiyerek sivrisineklerin kökünü kuruttu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Çevre Koruma Müdürlüğü ve Sağlık ekipleri, her yaz insanların baş belası haline gelen sivrisineklerle mücadelede önemli bir başarıya imza attı. Türkiye'de ilk defa İstanbul'da denenen çalışmada, 251 bin balık sulak alanların bulunduğu yerlere bırakıldı. Sivrisinek larvalarının korkulu rüyası Gambusia balığı sayesinde İstanbullular yaz sezonunu daha rahat geçirmiş oldu İBB Sağlık Genel Müdürü Dinçer Çetintaş, bu sene 400 personel ve 200 araçla Silivri'den Tuzla'ya kadar tüm İstanbul'da sivrisinekle mücadelede ciddi aşama kaydettiklerini söyledi. Gambusia balığının doğal yaşama imkanı bulduğu yerleri tespit ettiklerini belirten D...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 42</category><pubDate>25.08.2010 19:31:28</pubDate></item><item><title>Kızlarınıza iyi bakın…</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2667</link><description>Günlerden Cuma, vakit dardı. Bir randevuya yetişmem gerekiyordu. Sultanahmet Camii’ne girdim.Üst katta hanımların olduğu yerde öğle namazını kıldığım sırada aşağıda cemaat Cuma namazına hazırlanıyordu. Namazdan sonra gitmek üzere merdivenlere yöneldiğimde, çatık kaşlı vvee#101;vent);clearAdInterval_();' onmouseout='hideAd();' target='_blank' name='aspx1'>Link' color='#800080' size='5' face='Comic Sans MS'>bir hanım beni durdurdu.Çıkamazsın kardeşim şimdi dedi. Neden dedim. Erkekler aşağıda namaza duruyorlar dedi. Olabilir , benim çıkmam lazım dedim. Kendine tuhaf bir görev biçmiş bu hanım; çıkamazsın bekleyeceksin namazları bozulur! dedi. Şaka mı yapıyordu? Hayır gayet ciddiydi. Üstelik mezheplerden bazı hükümler anlatmaya başlamıştı ki sıcaktan haşlanmış bir beyine sahip olmuş benim açımdan şiddete meyyal bu tartışmaya son noktayı koyma zamanı gelmişti. Bugün cuma kardeşim istersen kalbini kırmayayım namaz bozmaktan(!) daha büyük günaha girerim diyerek hanımın yanından hızla merdivenl...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 37</category><pubDate>22.08.2010 12:35:45</pubDate></item><item><title>İftara Doğru...</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2663</link><description> İftara doğru Ramazan eğlence programları arasında iddialı bir çıkış yakalamak isteyen kanalın o günkü konuğu ‘köyün delisi’ydi. Tüm sene kurusunu suluya karıştırarak yaşayan, ramazan geldiğinde gözyaşları içinde ezan, ilahi okuyup çıkışta yine cıvık çürük devam eden birtakım örnek sanatçılar gibi ‘klâs’ davranması, hiç olmadı ‘açlık başımda duman, ilk iftar ilk heyecan’ tadında tavırlarla eğlendirmesi bekleniyordu ki... Bizimki asabiydi...“Sahursuz oruçtan korkmam, şuursuz oruçtan korktuğum kadar!” diye bir vecizeyle başladı. Ve de işaret parmağını sallayarak bağırmaya; “Bahhh, zırt bırt televizyonda, radyoda canlı yayına bağlanıp “hocam bulmaca çözerken ağza kalem almak orucu bozar mı? Hocam patlamış ampulü değiştirmek oruç bozar mı? Hocam, abızıttın mı?” ayarında sorular sormayın! İftar edince daha batıdaki arkadaşı arayıp nispet yapmayın! Ayıp! “aloo Rükneddin naaabıyonuz. Ehe he, biz iftarı açtık tatlıyı bilem yedik he hee” ne bu? Sorarım size? Sordum sarıçiçeğe... Sonracığıma, pi...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 67</category><pubDate>17.08.2010 01:05:23</pubDate></item><item><title>Doğanca Palas 2010 Yazı</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2660</link><description>Döneli tam bir hafta oldu ama inanın doğru dürüst ancak vakit buluyorum bir şeyler yazabilmek için. Hem ramazan telaşı hem de misafirlerimiz vardı.Köy tatilimiz güzel geçti. Köyümüz yine güzeldi. Yolun asfaltı sıcaklardan ve fabrika kamyonlarından bozulmuş. Kamyonlar vızır vızır gece demiyor gündüz demiyor. Allahtan yol kıyısında değiliz de gürültüleri pek rahatsız etmedi. Su sorunu yok artık, musluklar şakır şakır.Yağmurun bolluğu da hissediliyor ki her yer yemyeşildi. Sararmış çimen olurdu bu mevsimde yoktu. Bol çiçekli çardaklı bahçeler görülüyordu herkeste. Suyun olduğu bir de nereden belliydi bilin bakalım? Sivri sineklerden... Yediler yediler doyamadılar. Sivrisinek nemli yerlerde barınır bilirsiniz. Gündüzleri perde arkasında, asma dallarında saklanan sinekler gece oldu mu taarruza geçiyorlar. Buna rağmen engel olamadılar kapı önü gece oturmalarımıza.İlk günlerbeklenmedik yağmurlar yağdı birkaç kez. Sevindi insanlar tarla sulamasından biraz kurtulduk diye. Ve sonra sıcakkkk!Hem ...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 97</category><pubDate>15.08.2010 14:08:36</pubDate></item><item><title>vizelim</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2659</link><description>http://www.vizelim.com/Bu Konu fumut Tarafından 13.08.2010 15:54:22 Tarihinde Düzenlendi...</description><author>fumut</author><category>Okunma: 70</category><pubDate>13.08.2010 15:48:35</pubDate></item><item><title>Ramazan Can Kurban...</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2656</link><description> Ramazan can kurban, işte geldi ramazan...Bir ramazan ayını daha idrak ediyoruz.. Rabbimize sonsuz şükürlerimizi sunuyoruz.. Ne mutlu on bir ayın sultanına yeniden kavuşanlara.. Ve ne mutlu ramazanı tamamlayıp bayrama ulaşacak olanlara.. Eskiden ramazan ayı manilerle karşılanırdı.. Mesela, aklıma gelenlerden bir tanesi şöyleydi..Ramazan can kurban..İşte geldi ramazan.. Ağama mektup yazam.. Gün ola devran döne..diye devam eder giderdi..Çocukluğumuzda, mübarek ramazanın gelmesine günler kala heyecan başlardı.. Büyüklerimiz gibi biz de oruç tutacaktık.. Teravihe gidecektik.. Kısacası; rahmet, bereket, şefkat ve mağfiret ayı Ramazan-ı Şerif’in manevi ikliminde ibadetin lezzetine varacaktık..60’lı senelerin başları.. Çocukluk yıllarım.. İstanbul’dayız..vvee#8200;Fatih semtinde ikamet ediyoruz..Ve de bu semtte yaşamanın zevkine varıyoruz, çünkü Fatih aziz İstanbul‘un merkezi ve âdeta kalbi.. Ayrıca cami-mescid yönünden de çok gani..Evimiz o zamanlar Fatih Camiine oldukça yakın bir yerde.. Sı...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 64</category><pubDate>12.08.2010 23:58:43</pubDate></item><item><title>Cuma ve Hatırlamak</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2655</link><description> vvee#65279;Şimdi!.. vvee#65279;Su gibi özlerken meçhulü ve açlığa benzer bir şeyler kemirirken içimizi... Çaresiz ve tükenmiş hissederken kendimizi; çınar ağacından düşmüş kuru bir yaprak misali, rüzgârın önünde... Kolumuzu bile kaldıramayacakmış gibi hissederken fakat öte yandan da pek çok şeyleri yapmamız şartmış gibi gelirken içimizden... Belki de tam bu esnada, uzaktan bir ezan sesi ve içimizin deriiin yerlerinden bir şeyler yankılanırken; ..hatırlamaya başlarız... * Peki, kimdi onlar?.. Hani elinden tutup evine götürerek seni diğer çocukların kolay bulamayacağı yiyeceklerle besleyen; kendi bebeği olmamış teyze... Hani sünnet olduğun zaman, hiç ummadığın ve hâlâ aklınızdan çıkmayan o pilli arabayı hediye getiren hısımlar... Hani hiçbir mecburiyeti olmadığı halde, anlamadığın derslerinde düzenli olarak sana yardım eden abi veya ablalar... Kimdi?.. Hiç ziyaretçin gelmediği dönemlerde, seni sadece on beş dakika asker elbiseleriyle göreceğini bilerek bir gün yol gelen ve yarın sabah i...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 53</category><pubDate>12.08.2010 23:41:23</pubDate></item><item><title>RamazAnda Çocuk Olmak</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2654</link><description> Hayırlı RamazanlarRamazanda çocuk olmak, yarı tok, ama tam mutlu olmaktır... “Tekne orucu” tutmaktır... “Tekne/paşa/kuş orucu”, çocukların yarım günle başlanarak bütün gün oruç tutmaya hazırlanmasıdır... “m” şeklinde martı çizebildiği yaşlardan başlayıp, yaz tatilinde Kaportacı Yalçın’ın yanına çırak verilecek yaşa gelmeden önceki zaman aralığındadır.Ramazanda çocuk olmak, oruç sevdasıyla gözleri ovuşturmaya bile takati olmaksızın sahurda el yordamıyla yemek yemektir. “Susarsın bak!” ikazlarıyla su stoklayıp ertesi gün mahalle maçında lök lök etmek, yahut imsağa bile varmadan yatağı göle çevirmektir... Mini bedenin iradeye kâh yenilgisi kâh zaferidir. Bazen de dayanamayıp, “Allahım orucumu açıyorum” cümlesiyle yemek, “Allahım orucumu kapatıyorum” diyerek oruca devam etmektir...Ramazanda çocuk olmak, ayakları terliğin önünden fırlattıra fırlattıra koşarak pide kuyruğuna dalmak, avuçtaki bozukları tezgâha savurarak pideyi kapmak, kuyruktakilerden fırça yememek ve kolu sıcak pideye yaktı...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 58</category><pubDate>11.08.2010 23:28:07</pubDate></item><item><title>Hoş Geldin Ya Şehri Ramazan</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2650</link><description>Ramazan-ı Şerifin tüm İslam Alemine ve sizlere hayırlar getirmesini dilerim,şikayetinden emin, şefaatine nail olarak hayırlı ve gerçek bayramlara kavuşmak hepimize nasip olur inşallah.... RAMAZAN AYININ ÜSTÜNLÜĞÜ Sual: Ramazan ayının fazileti nedir? CEVAP: Peygamber efendimiz, Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki: (Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai](Farz namaz sonraki namaza kadar, Cuma sonraki Cumaya kadar, Ramazan ayı sonraki Ramazana kadar olan günahlara kefaret olur.) [Taberani](Bu aya Ramazan denmesinin sebebi, günahları yakıp erittiği içindir.) [İ. Mansur] (Ramazanın başı rahmet, ortası mağfiret, sonuysa Cehennemden kurtuluştur.) [İ. Ebiddünya] ...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 56</category><pubDate>09.08.2010 22:20:27</pubDate></item><item><title>ALGIDA SEÇİCİLİK</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2645</link><description> Algıda seçicilik...Genç bir çiftçi hayatında ilk kez New York’a gitmişti. Gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan şaşkına dönmüştü. Kalabalık bir bulvarda yürürken, kulağına aşina cırcır böceği sesi geldiğini zannetti. Durdu ve dikkatle dinledi. Evet, bu cırcır böceğiydi. Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi. Bunun üzerine bu büyük çalı kümesine yönelip bakınmaya başladı. Dükkan görevlisi dışarı çıkıp yardımcı olabilir miyim diye sordu. Hayır, teşekkür ederim dedi genç adam. Yalnızca şurada cırcır böceğinin sesini duyduğumu sandım. Hayır dedi görevli, New York’ta bulunmaz. Genç çiftçi cırcır böceğini buluncaya kadar sesi takip etti, onu buldu ve eline aldı. Tamam işte burada dedi. Genç adam bu çalının önünden bütün gün binlerce insan geçmesine rağmen cırcır böceğini duyanın bir tek kendisi olmasına epey şaşırmıştı. Bunun üzerine ufak bir deneme yapmaya karar verdi. Elini cebine atıp 1 çeyrek çıkardı ve havaya attı. Paranın kaldırıma vurduğu a...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 52</category><pubDate>08.08.2010 00:05:45</pubDate></item><item><title>Çok Yaşa Bilinçaltım:))</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2642</link><description> Uyurkonuşur İnsanların sadece yüzde kırkı ‘mışıl mışıl’ uyuyor. Ya geri kalanı? Bıdır Bıdır! Evet, konuşuyorlar, hem de uyurken...Uykusunda konuşanlar iki tiptir; çenesini tutamayanlar ve söyleyecek sözü olanlar... Bir de uykusunda bir şey anlatıp sonra gülenler vardır ki (çok geçmiş olsun) bizden değildir kendileri... Neyse ne diyorduk, çileli bir yolculuktur ‘uyur konuşur‘luk. Karekökünün içine girip çıkamamaktan beterdir. Rüyadaki diyaloğu sayıklamakla başlayıp, tükürükler saçarak konferans vermeye, aniden yataktan doğrulup “Mareşal Makowwskiii! Emrinizdeyim!” narası atmaya, vücut dili de eklenmişse yanındakinin ödünü patlatmaya kadar varabilir. Sabahları itinayla dalga geçilmenize sebeptir. “Konuşursam Türkiye sarsılır” havalarına giremezsiniz. Karizma çizilmiştir, “uykuda bile konuşuyorsun kızım yeter! aaa!” benzeri azarlar işitilir... Paranoyak yapar insanı. Her sabah ‘acep dün gece gizli sırlarımı aşikâr ettim mi?’ korkusuyla uyanılır. “Ne dedimdi, ne anlattım ki?” sorularınıza...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 54</category><pubDate>01.08.2010 23:36:16</pubDate></item><item><title>Son Nokta</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2641</link><description>Yumurta mıTavuk muda SonNoktaYüzyıllarca felsefi ve bilimsel gizemindoruk noktası oldu.Ama artık öyle değil.Bilim adamları“Tavuk mu yumurtadan,yoksayumurta mı tavuktan çıktı?”bilmecesini çözdüklerini açıkladılar.Bilimadamlarına göre yumurta tavuktan çıkmış. Araştırmacılar yumurta kabuğununsadece tavukların yumurtalıklarındakiproteinden yapılabileceğini belirlediler.Böyle olunca,bir yumurta ancak birtavuğuniçinden çıktığı sürece var olabiliyor.Ovokledidin-17 ya da OC-17 adı verilenprotein kabuğun oluşmasını hızlandırmadakatalizör görevi görüyor.Yumurtanın içinde civciv oluşurken,yumurtanın sarısı ve etrafındaki koruycu sıvıyıbarındırmada başlıca görev sert kabuktanakasına düşüyor. İngiltere’nin Sheffield ve Warwick üniversitleribilim adamları bir yumurtanın oluşumunuyakından izleyebilmek için süper birbilgisayar kullandılar. HECToR adınaki bilgisayar OC-17 proteinininkabuğun oluşumunu başlatmada kritik bir roloynadığını belirledi.Bu keşif “Yumurta kabuğu proteinininkristal çekirdeği üze...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 46</category><pubDate>29.07.2010 16:54:16</pubDate></item><item><title>Berat KAndiliniz Mübarek Olsun....</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2638</link><description> Mübarek Berat kandilinizi tebrik eder,Tüm islam alemine ve sizlere ,sağlık, huzur, afiyet ve hayırlar getirmesini temenni ederim... Bu gece Berat kandilidir Sual: Berat gecesi ne zamandır, önemi nedir? CEVAP: Berat gecesi, Şaban ayının 15. gecesidir ki, bu yıl pazartesiyi salıya bağlayan gece, yani bu gecedir. Berat gecesinin günü, 27 Temmuzdur. Oruç tutmak isteyen yarın yani salı günü tutmalı. Bu konudaki hadis-i şeriflerden bazıları şöyledir:(Şaban öyle faziletli bir aydır ki, insanlar bundan gafildir. Bu ayda ameller, âlemlerin Rabbine arz edilir. Ben de amelimin oruçluyken arz edilmesini isterim.) [Nesai] (Ramazandan sonra en faziletli oruç, Şaban ayında tutulan oruçtur.) [Tirmizi] (Şaban ayında üç gün oruç tutana, Hak teâlâ, Cennette bir yer hazırlar.) [Ey oğul ilmihali] (Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez. Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı gecesi.) [İ.Asakir] (Şabanın 15. gecesini ibadetle, gündüzünü de oruçla geçirin! O gece Allahü teâlâ ...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 105</category><pubDate>26.07.2010 09:22:44</pubDate></item><item><title>Hijyen kutu sütler zararlı mı?</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2637</link><description> Hijyen kutu sütler zararlı mı? Reklamlara inandık, bir nesil margarinle büyüdük. Reklamlara inandık, mahallemizi kapı kapı dolaşan sütçümüzü bıraktık, marketlerden kutu süt alır olduk.Kutu süt üreten şirketler, sokak sütünün (diğer adıyla çiğ sütün) sokakta uzun süre gezdiğini, mikrop ürettiğini, sütçünün su kattığını, pis olduğunu söylediler. Kendi ürettikleri kutu sütler “hijyenik” koşullarda el değmeden hazırlanıyordu, söylediklerine göre.Atılan onca çamura rağmen, bilim dünyası, sokak sütünün masum olduğunu kanıtladı. Kutu sütlerse, maruz kaldıkları teknolojik işlemlerin ardından neredeyse ölüyor. Hatta “öldürüyor”! Dr. Pottenger daha 1930’lu yıllarda ilginç bir deneyle bunu kanıtladı. Pottengers’ Cats – Pottenger’in Kedileri isimli eseri bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan biri kabul ediliyor.UHT süt ve pastörize süt nedir? Kutu süt derken UHT (uzun ömürlü) ve pastörize sütleri kastediyoruz. UHT süt 135-150 derece sıcaklıkta 2-4 saniye ısıtılır. Pastörize süt ise 72-75 derec...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 49</category><pubDate>25.07.2010 23:58:10</pubDate></item><item><title>Emek....</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2635</link><description> Emek... Her zaman söylediğim bir şey vardır; “Emek verilen her şey çok kıymetlidir”... Bir düşünün hayatınızda kıymetli olan şeyleri... Anne ve baba olanlar ilk olarak “Evlat” diyeceklerdir... Çünkü en çok emek onlara verilir... Hepimiz aslında çok kıymetliyiz... Hepimiz ana baba kuzusuyuz... Düşünüyorum da bir insanın yaşı ne olursa olsun; ister yetmiş olsun, ister seksen, ister yüz olsun... O da bir zamanlar bebekti, çocuktu ve ona da birileri zamanında çok emek verdi... İşin aslı “Emek”... Sadece çocuk konusu değil... Her şey için geçerli... Bu kardeşe verilen bir emek olabilir, evliliğinize verilen emek olabilir, dosta verdiğiniz bir emek, yahut işinize verdiğiniz emek... Harcanan zaman, neye harcadığınıza göre kıymetlenir... *** Bir zamanlar, bir genç, herkes gibi evlenmek istiyordu. Bu niyetini ailesine açtığında, babası ona şöyle dedi: “-Elbette oğlum, elbette evlenebilirsin. Bana alın terinle kazandığın bir altını getirdiğinde, seni hemen evlendireceğim...” Delikanlı, babasını...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 44</category><pubDate>24.07.2010 23:40:53</pubDate></item><item><title>Kim Neye Layık....</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2631</link><description> Kim, neye layık... Bütün ömrü aynı duayla geçmişti: “Allah’ım beni kurtar, diyordu... Layık olduğum hayat bu mu? Çaresizlik denizleriyle çevriliyim. Sıkışıyorum. Toprak ile bulutlar arasına sığamıyorum!..” Gül ağacının pembe çiçeği, gübreliğin nazlı gelinciğiydi o. Fakat ister, kuru dalların kara dikenleri arasındaki bir avuç ve mis kokulu gül olsun... İsterse çöp yığınlarının tepesindeki, kırmızı yaprakları tiril tiril gelincik... Yerinin burası olduğuna asla inanmıyor: “Ben buna mı layıktım, diyordu... Hayatım boyunca karşı kıyıları mı özleyeceğim? Ne zaman bir küçük tekne gelip beni kurtaracak?..” * Bir gün, en kararmış dağların arkasından beyaz bir at peyda oldu... Çocukluğundan beri havada sesinin yankısını, yerde ayak vuruşlarını duyduğu binek belki de işte buydu! Gözleri ışıldadı, içinde bir şeyler kıpırdadı. Bir an evvel gelsin diye ona doğru kollarını uzattı... Hayranlıkla birbirlerine doğru baktılar. Karşı yamacın başında duran at ensesini dikti. Toprağı tırnağıyla kazıdı......</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 28</category><pubDate>23.07.2010 08:14:34</pubDate></item><item><title>Gülümse...</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2629</link><description>Hayata dair.... Bir köylü kadın, kocasına yemek olarak, bir parça samanı önüne koyuvermiş... Adam, bağırarak, “Bu ne böyle saman mı yiyeceğiz, delirdin mi sen” deyince kadıncağızın cevabı şöyle olmuş: “-Ne bileyim?... Yirmi senedir sana yemek yaparım, saman yemediğini gösteren tek bir kelime etmedin...”Bu yüzden; size en yakın olanlardan gülümsemenizi eksik etmeyin... Çünkü ona ihtiyacı olmayan yoktur... Gülümseyen insan, her zaman daha iyi satar, daha iyi öğretir, daha iyi yönetir ve daha mutlu çocuklar büyütür... (...Dale Carnegie) ...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 37</category><pubDate>23.07.2010 08:05:27</pubDate></item><item><title>TEMMUZ 2010</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2621</link><description> ...</description><author>FahreddinEkim</author><category>Okunma: 37</category><pubDate>18.07.2010 20:09:01</pubDate></item><item><title>Acıyorum Farkında Olmayanlara</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2620</link><description>Böylesi, siteye eklenecek alıntı bir şeyler gözüme çarpmadığında ya da oturup kendim döşenecek ilham gelmediğinde eskiye dönük okuyorum siteyi. Harika bir site bu. Kitap gibi maşaallah. Ne güzel içerik var. Kendi yazdığını bile tanımıyor insan zaman geçince aradan. Unutulmaması lazım, unutuluyor.Nelerden nelerden bahsetmişiz. Faydası olabilecek her türlü konu, genel kültüre dair çok şey kurtulamamış elimizden. Hani ölmeden bir gün yüzyüze gelsek hiç konuşacak bir şey kalmamış aramızda. O fıkradaki gibi konu adı versek yetecek anlaşmak için. Daha kalabalık olsaymış nasıl da daha çok gelişirmiş. Acıyorum farkında olmayanlara. Aklıma bir fikir geldi! Sitenin içeriğini bölüm bölüm çıktısını alıp kitap gibi ciltletmek. Bir tane de köy arşivine göndermek. Bir tane de okuma odası gibi bir yere-hani olsa diyorum, olur belki değişik şeyler olmaya başladı köyde.- Birer tane de kahvelere. O ne demiş, bu ne demiş? sever bizim köylü. Bari kaliteli, bilgi yüklü dedikodu dinlemiş olup bilgileniverirl...</description><author>ulku</author><category>Okunma: 45</category><pubDate>18.07.2010 15:57:23</pubDate></item><item><title>”Evlilik ne demektir”</title><link>http://vizedoganca.com/Forum.asp?konuyu=oku&amp;konune=2616</link><description>”Evlilik ne demektir”-Kararlarınızı onaylatacağınız bir merci oluşturmanız demektir... ... -Evlendiğiniz gün ölmeniz ve naaşınızın evlilik boyunca ortalarda sürünmesi demektir... ... -Artık asla kendinize ait bir yorganınızın olmaması demektir... ... -Hayallerinizin, ideallerinizin, plan ve programlarınızın yatağınız gibi çift kişilik olması demektir... ... -Talimat denen şeyin sadece amirden alınmayacağını öğrenmek demektir... ... -Karınızın müfettişlik ve hafiyelik gibi işlere yatkın olduğunu öğrenmeniz demektir. ... -Her şeyi ikiye bölmek, buna karşılık masrafları ikiyle çarpmak demektir... ... -Attığınız her adımın size dırdır olarak geri dönmesi demektir... ... -Sizin değil, onun sevdiği yemekleri yemeniz demektir... ...</description><author>kardelen</author><category>Okunma: 19</category><pubDate>16.07.2010 00:18:51</pubDate></item></channel></rss>